Gürültü Kirliliği…

Biz çevre mühendislerinin birincil amacı, doğadaki canlıların, öncelikle sağlıklı bir şekilde yaşaması için çalışmaktır. Mesleğe başladığım günden bugüne, bunun mücadelesini verdim, veriyorum.  Bir Yunus Emre şiirinin çok sevdiğim dörtlüğüdür:

İlim ilim bilmektir,

İlim kendin bilmektir

Sen kendin bilmezsin

Ya nice okumaktır?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın gürültüye dair yönetmelik değişikliği hakkında yaptığımız açıklama, bakanlık tarafından eleştirildi. Çok fazla yorum yapmadan, yönetmeliğin eski ve yeni halini birlikte değerlendirdim…

ÇEVRESEL GÜRÜLTÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YÖNETİMİ YÖNETMELİĞİ’NDEKİ DEĞİŞİKLİK VE BAKANLIĞIN AÇIKLAMASI

Yazının adeta “okuma beni” diyen başlığını bilinçli kullandım. Herkese hitap eden bir yazı olması derdinde değilim. Derdim, yönetmelikteki değişikliği savunan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının açıklaması ile basına yansıyan görüşlerim arasındaki “konuya bakış açısı” farkını ortaya koyabilmek. Yani “kabullenişle” , “çözüm üretmeye çalışmak” arasındaki farkı… Yani “ideale” ulaşmak için çaba harcayanla, “çaresizliği” kabul eden arasındaki farkı… Yani “başka bir çevresel gürültü değerlendirmesi ve yönetimi mümkün” diyenle “elindekiyle yetinen” arasındaki farkı…

gürültü1

Doğrudan konuya girelim:

Öncelikle gürültünün bir kirlilik olduğunu bunu insan sağlığına ve doğaya olumsuz etkileri olduğunu hatırlayalım ve bunu hiç unutmayalım…Gürültü bir çevresel kirliliktir, tıpkı hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği  gibi…

DÜĞÜN MESELESİ

Bir yönetmeliğin en önemli kısımları “Amaç”, “Kapsam” ve “Dayanak” başlıklarıdır. Bakın Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği neye dayanıyor ve amacı ne:

Amaç

             MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; çevresel gürültüye maruz kalınması sonucu kişilerin huzur ve sükûnunun, beden ve ruh sağlığının bozulmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak ve kademeli olarak uygulamaya konulmak üzere; değerlendirme yöntemleri kullanılarak çevresel gürültüye maruz kalma seviyelerinin, hazırlanacak gürültü haritaları, akustik rapor ve çevresel gürültü seviyesi değerlendirme raporu ile belirlenmesi, çevresel gürültü ve etkileri hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi, gürültü haritaları, akustik rapor ve çevresel gürültü seviyesi değerlendirme raporu sonuçları esas alınarak; özellikle çevresel gürültüye maruz kalma seviyelerinin insan sağlığı üzerinde zararlı etkilere sebep olabileceği ve çevresel gürültü kalitesini korumanın gerekli olduğu yerlerde, gürültüyü önleme ve azaltmaya yönelik eylem planlarının hazırlanması ve bu planların uygulanması ile ilgili usul ve esasları belirlemektir.

Dayanak

             MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik; 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 14 üncü maddesi ile 1/5/2003 tarihli ve 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine dayanılarak hazırlanmıştır.

Açıkça görüleceği üzere bu yönetmelik Çevre Kanunu’na dayanıyor ve gürültüyü bir çevresel kirlilik olarak ele alıyor. Bu yönetmelik kapsamındaki gürültü kaynakları seviyelerinin yüksek olması durumunda çevresel kirlilik olarak değerlendiriliyor. Peki şimdi kapsamına bakalım:

Kapsam

             MADDE 2 – …

(2) Bu Yönetmelik kişinin kendisinden dolayı maruz kaldığı gürültüyü,26 ncı maddede belirtilen ev faaliyetleri dışındaki gürültüler ile komşuların oluşturduğu gürültüyü,22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki işyerlerinde çalışan işçilerin maruz kaldığı gürültüyü, ulaşım araçlarının iç gürültüsünü ve askeri alanlardaki askeri faaliyetlere bağlı gürültüyü kapsamaz.

gürültü2

Bu maddeye göre ev faaliyetleri ve komşuların oluşturduğu gürültü bu yönetmeliğin kapsamı dışındadır. Yani bir çevresel kirlilik olarak algılanmaz. Çevre Kanunu kapsamında değerlendirilmez. Bu konuda mevzuatın hükümleri ki, çok önemli hükümler var uygulanmaz. Peki nedir bu ev faaliyetleri ve komşuların oluşturduğu gürültü? Yönetmelikte bu tanım açıkça yazılmış. Bu tanımda yer alan her faaliyet yönetmelik kapsamının dışına çıkartılıyor. Bakın neymiş ne olmuş:

Eski Hali Yeni Hali
Madde 4:

z) Ev faaliyetleri ve komşuların oluşturduğu gürültü: Konut içerisinde kişilerin kendi davranış ve alışkanlıklarından kaynaklanan; kapı, pencere kapatma, yürüme, konuşma, temizlik yapma, mobilya çekme, televizyon seyretme, radyo dinleme, eğlence amacı dışında kullanılan her türlü müzik aleti, çamaşır makinesi, buzdolabı, elektrik süpürgesi gibi aletleri kullanma, evcil hayvan besleme gibi faaliyetler ile bina içinde yapılacak tadilatı,

Madde 4:

z) Ev faaliyetleri ve komşuların oluşturduğu gürültü: Konutlarda kişilerin kendi davranış ve alışkanlıklarından kaynaklanan; kapı, pencere kapatma, yürüme, konuşma, temizlik yapma, mobilya çekme, televizyon seyretme, radyo dinleme, her türlü müzik aleti, çamaşır makinesi, buzdolabı, elektrik süpürgesi, mekanik veya motorlu dikiş makinesi, matkap, testere, öğütücü, çim biçme makinesi, koşu bandı gibi ekipmanları kullanma, hava kanalları, temiz ve pis su tesisatı, jeneratör, hidrofor, kompresör, yakma kazanı, asansör, çöp bacaları, mahalle aralarında ve meskenlerde yapılan düğün, asker uğurlamaları ve benzeri kutlamalar, evcil hayvan besleme ile bina içinde yapılacak tadilat nedeniyle oluşan gürültüyü

Burada açıkça görüleceği üzere yönetmelik kapsamı dışına atılan yani artık kirlilik sayılmayan faaliyetler yeni düzenlemede arttırılmış. Mahalle aralarında ve meskenlerde yapılan düğünler ve asker uğurlamaları yönetmeliğin ve dolayısıyla Çevre Kanunu’nun dışına çıkartılmış. Ek olarak 26 madde’nin (ı) bendinde de düzenleme yapılmış ve düğün ifadesi “nokta atışı” buradan da çıkartılmış.

Eski Hali Yeni Hali
Gürültüye hassas kullanımlar için gürültü kontrolü

Madde 26

 

ı) Çok hassas kullanımları etkileyebilecek şekilde yakınında, bitişiğinde, altında veya üstündeki alanlarda konser, gösteri, miting, tören, festival, düğün ve benzeri gibi açık hava faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi yasaktır. Bu faaliyetler çok hassas kullanımların bulunduğu alanlarda ancak İl Mahalli Çevre Kurulu Kararı ile belirlenen alanlarda yapılabilir. Orta derece hassas kullanımların bulunduğu alanlarda bu tür faaliyetlerden çevreye yayılan gürültü seviyesi Leq gürültü göstergesi cinsinden mevcut arka plan gürültü seviyesini 5 dBA’dan fazla aşamaz.

Gürültüye hassas kullanımlar için gürültü kontrolü

Madde 26

 

ı) Çok hassas kullanımların bulunduğu alanlarda konser, gösteri, miting, festival gibi açık hava faaliyetlerinin24:00-07:00 saatleri arasında yapılması yasaktır. Yörenin özelliğine bağlı olarak gerekli görülmesi halinde, bu maddede belirtilen açık hava faaliyetlerinin yapılacağı zaman dilimi çevre ve şehircilik il müdürlüğü veya yetki devri yapılmış ilgili belediye başkanlığı tarafından yeniden düzenlenebilir.

  1. maddenin (ı) bendinden düğün ve benzeri gibi ifadesi çıkartılmış.

gürültü3

Çok hassas kullanımlar yeni yönetmelikte şu şekilde tanımlanmış:

Madde 4

  1. r) Çok hassas kullanımlar: Konut, yataklı hizmet veren sağlık kurumları, çocuk ve yaşlı bakım evleri, yatılı eğitim kurumları, öğrenci yurtları gibi kullanımları,

Önceden çok hassas alanlarda gürültü kirliliği yaratan faaliyetlerin yapılması açıkça yasakken artık yasak kaldırılmış 24:00-07:00 dışında yapılmasına izin verilmiştir. Ek olarak da yörenin özelliğine bağlı olarak sürenin arttırılabileceği ön görülmüştür. Ciddi bir esnetme olduğu görülebilmektedir…

Peki ÇŞB bu konuyu nasıl açıkladı? Bakalım ÇŞB ne demiş:

“4. İnsanların uyku zaman dilimlerinde rahatsız olmaması için, çok hassas kullanımların bulunduğu (konut, hastane ve okullar gibi) alanlarda konser, gösteri, miting, festival gibi açık hava faaliyetleri 24:00-07:00 saatleri arasında yapılması yasaklanmıştır.

  1. Maddedeki değişiklik yukarıda… Yasak zaten vardı, sanki ilk kez yasak getirilmiş gibi yazılması bir Bakanlık açılamasına hiç yakışmadı…

KABAHATLER KANUNU ÇÖZER Mİ?

Yönetmelikten kaldırılan düğün ve asker uğurlaması Bakanlığa göre sadece Kabahatler Kanunu ile çözülebilir. Yani bir gürültü kirliliği değildir. Zabıta veya polis para cezasına karar verebilir. Bakın bu konuda Kabahatler Kanunu ne diyor?

“Gürültü

Madde 36 – (1) Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olan kişiye, elli Türk Lirası idarî para cezası verilir. (2) Bu fiilin bir ticarî işletmenin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde işletme sahibi gerçek veya tüzel kişiye bin Türk Lirasından beş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir. (3) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.”

Bakanlık açıklamasında ne dedi?

“1. Özellikle mahalle aralarında yapılan düğünler ile asker uğurlamalarının merkezden denetimi yerine Kabahatler Kanunu kapsamında mahallinde ve kısa sürede gereğinin zabıta veya polis tarafından yapılmasına olanak sağlanmıştır.”

Bakanlık açıklamasında sanki Kabahatler Kanunu (30.03.2005) yeni çıkmış ve bu olanak zabıta ve poliste yokmuş imajı yaratılmış. Peki, hem Kabahatler Kanunu hem de bu yönetmelik varken sorun çözülememişken, bu yönetmelikten konuyu çıkartmak sorunu çözer mi yoksa daha da kötü bir hale mi getirir? Bu sorunun yanıtını, bu ülkede sorunu yakından yaşayan her birey, hiç zorlanmadan verebilir…

UÇAKLARDAN TAZMİNAT ALINMAYACAK!

Yeni değişikle Madde 20, havaalanları çevresel gürültü kriterleri başlığının ç bendi kaldırıldı.

ç) Türk tescilindeki ve yabancı ülke tescilindeki havayolu araçlarının iç ve dış trafiğe açık hava alanlarımıza iniş ve kalkış yapabilmeleri için gürültü sertifikasına sahip bulunmaları gerekir. Gürültü sertifikası bulunmayan Türk ve yabancı ülke tescilli hava yolu taşıtları iç ve dış trafiğe açık hava alanlarımıza gürültü tazminatı ödeyerek iniş ve kalkış yapabilirler. Tazminatla ilgili esaslar Ulaştırma Bakanlığınca belirlenir.

Gürültü düzeyini düşürmek için önlem alması gereken ancak önlem almayan ve sertifikası bulunmayan uçaklar artık tazminat ödemeyecek…

ALMANYA’DA HER DÖRT KİŞİDEN BİRİNİN GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİNDEN DOLAYI HASTA OLDUĞU BELİRLENDİ. (İHA/FRANKFURT-İHA)

Peki ÇŞB bu konuda ne açıklama yaptı?

“2. 4 Haziran 2010 tarihli Yönetmelikte havaalanlarına inen uçakların gürültü tazminatı belirleme esasları zaten Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının uhdesinde idi. Ayrıca, havaalanlarımıza inen uçakların sertifikalı olması nedeniyle bu madde uygulanamayan bir madde olmuş, bu nedenle bu konu Yönetmelikten çıkarılarak tamamen ilgili Bakanlığa bırakılmıştır.”

İki önerme var

1-Bütün uçaklar gürültü sertifikalı! Bundan nasıl emin olunabilir? Bütün fabrikalarda zaten arıtma tesisi var denilerek kontrol yapılmamalı mı? Yeni arabalarda emisyon ölçümü yapılmamalı mı? Bu örnekler çoğaltılabilir. Bu nedenle bir öngörü üzerinden, herhangi bir veri olmadan düzenleme yapıldığı görülmektedir. 

2-Ulaştırma Bakanlığının uhdesine bıraktık!Zaten öyleydi. Ancak bu yönetmelik kapsamında olduğu için bir gürültü kirliliği olarak algılanıyor ve güçlü bir ifade haline geliyordu. Ve tazminat bir zorunluluktu. Şu anda bu konuda herhangi bir düzenleme yok. İlgili Bakanlıklara görevi bırakmanın sonu nereye gidecek? Sorun çözecek olan bir uygulama ise bu durumda Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği de Sanayi Bakanlığı’na mı bırakılmalı?

ÇOK HASSAS ALANLA HASSAS ALAN ARASIDA FARK KALKTI! 

(r) Çok hassas kullanımlar: Konut, yataklı hizmet veren sağlık kurumları, çocuk ve yaşlı bakım evleri, yatılı eğitim kurumları, öğrenci yurtları gibi kullanımları)

ESKİ HALİ YENİ HALİ
Madde 24

 

a) Çok hassas kullanım alanlarındaki açık ve yarı açık eğlence yerlerinde canlı müzik yayını yapılmasıyasaktır. Bu alanlarda, açık ve yarı açık eğlence yerlerinin kurulmasına izin verilmez. Bu alanlardaki mevcut açık ve yarı açık eğlence yerleri kapalı hale getirilir.

Kaldırıldı! Ve aynı maddenin e) maddesinin içerisine konuldu:

 

e) Çok hassas ve hassas kullanımların bulunduğu yerlerde faaliyet gösteren açık ve yarı açık eğlence yerlerinin, yapılan denetimlerde (b) ve/veya (c) ve/veya (ç) bentlerinde belirtilen sınır değerleri bir yıl içinde üç defa sağlamadığının tespiti halinde, fiziki olarak tamamen kapalı hale getirilir.

 

 

 

Yani çok hassas alanlar hassas alanlarla aynı değerlendirildi…

Peki Bakanlık ne dedi?

“3. Konut ve öğrenci yurtları çok hassas kullanımlara alınarak, Yönetmelik genelinde getirilen yasaklama ve saat sınırlamaları ile gürültüden korunmaları sağlanmıştır.”

Konut ve öğrenci yurtları çok hassas alan içerisine alınmış evet ama hassas alan muamelesi görmüş. Bu durumda ne değişti?…

İlçe belediyeler, gürültü kirliliğinin çözülmesi için başat role sahiptir. Onlar etkin olmadığı sürece bu sorun çözülemez. Bu nedenle yönetmelik belediyelere çeşitli görevler vermiştir. Bunlardan ikisi “stratejik plan” yani mevcut durum tespiti diğeri de “eylem planı” yani gürültü sorununu çözmek için yapılacaklar… Bu konular ilçe belediyeler tarafından gerçekleştirilmeli… Bu iki önemli görev de sırasıyla 2017 ve 2018’e ertelendi. Yani 2018’e kadar Belediyelerin gürültü kirliliğini çözmek zorunda değil…

ESKİ HALİ YENİ HALİ
Stratejik gürültü haritalama esasları

             MADDE 29 – (1) Stratejik gürültü haritalarının hazırlanmasında aşağıdaki esaslara uyulur:

a) En geç 30/6/2013 tarihine kadar;

1) İki yüz elli binden fazla yerleşik nüfusu olan yerleşim alanları,

2) Yılda altı milyondan fazla aracın geçtiği ana kara yolları,

3) Yılda altmış binden fazla trenin geçtiği ana demir yolları,

4) Yılda elli binden fazla hareketin gerçekleştiği ana hava alanları

için bir önceki takvim yılındaki durumu gösteren stratejik gürültü haritaları hazırlanır.

 

Stratejik gürültü haritalama esasları

MADDE 29 – (1) a)  En geç 31/12/2016 tarihine kadar;

1) İki yüz elli binden fazla yerleşik nüfusu olan yerleşim alanları,

2) Yılda altı milyondan fazla aracın geçtiği ana kara yolları,

3) Yılda altmış binden fazla trenin geçtiği ana demir yolları,

4) Yılda elli binden fazla hareketin gerçekleştiği ana hava alanları,

için bir önceki takvim yılındaki durumu gösteren stratejik gürültü haritaları hazırlanır.

 

Eylem planları hazırlama esasları

             MADDE 30 – (1) Eylem Planlarına ilişkin esaslar aşağıda belirtilmiştir:

a) Gerekmesi halinde en geç 18/7/2014 tarihine kadar;

1) Yılda altı milyondan fazla aracın geçtiği ana kara yolları, yılda altmış binden fazla trenin geçtiği ana demir yolları, ana hava limanları ve yakınındaki yerler,

2) İki yüz elli binden fazla yerleşik nüfusu olan yerleşim alanları

için, gürültü seviyesinin azaltılması da dahil olmak üzere gürültü ile ilgili hususlar ve gürültünün etkileri ile baş etmeye yönelik eylem planlarının hazırlanmış olması gerekir. Eylem planları dâhilindeki tedbirler yetkili idarenin inisiyatifi altındadır. Ancak, bu Yönetmelikte verilen sınır değerlerin aşıldığı durumlar ya da yetkili idarelerce seçilen diğer kriterler olarak tanımlanan öncelikler eylem planında özellikle belirtilir ve stratejik gürültü haritalamaları ile tespit edilen en önemli bölgelerde uygulanır.

 

Eylem planları hazırlama esasları

MADDE 30 – (1) Eylem Planlarına ilişkin esaslar aşağıda belirtilmiştir:

a) Gerektiğinde en geç 31/12/2017 tarihine kadar;

1) Yılda altı milyondan fazla aracın geçtiği ana kara yolları, yılda altmış binden fazla trenin geçtiği ana demir yolları, ana hava limanları ve yakınındaki yerler,

2) İki yüz elli binden fazla yerleşik nüfusu olan yerleşim alanları,

için gürültü seviyesinin azaltılması da dâhil olmak üzere gürültü ile ilgili hususlar ve gürültünün etkileri ile baş etmeye yönelik eylem planlarının hazırlanmış olması gerekir. Eylem planları dâhilindeki tedbirler yetkili idarenin insiyatifi altındadır. Ancak, bu Yönetmelikte verilen sınır değerlerin aşıldığı durumlar ya da yetkili idarelerce seçilen diğer kriterler olarak tanımlanan öncelikler eylem planında özellikle belirtilir ve stratejik gürültü haritalamaları ile tespit edilen en önemli bölgelerde uygulanır.

 

 

BELEDİYELERİN GÖREVLERİ ERTELENDİ, GÜRÜLTÜNÜN ÇÖZÜMÜ 2018 E KALDI…

SONUÇ

  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yayımladığı yönetmelikle müzik, konser, festival gibi faaliyetleri gürültü kirliliği kapsamında değerlendirmiş ancak düğünleri ve asker uğurlamalarını değerlendirmekten vazgeçmiştir. Bu bilim ve teknik ile örtüşmemektedir. Bakanlık daha da kötü bir şey yapmış, yaptığı hatayı adeta gizlemeye çalışarak sanki zabıta ve polis daha önceden yetkili değilmiş de şimdi yetkilendirilmiş imajı yaratmıştır… Yani doğru açıklama yapmamıştır.
  • Düğünler ve asker uğurlamaları kültürümüzün bir parçasıdır. Gürültü kirliliğine karşı Bakanlığın kadroları kuşkusuz yeterli değildir. Ancak bu gerekçeyle bir gürültü kaynağını yönetmelik kapsamı dışına çıkartmak gibi bir hataya düşülmemelidir. Yönetmelikte kapsanmalı ancak belirli kısıtlamalarla yönetilebilir hale getirilmelidir.
  • Gürültüyü Kabahatler Kanunu ile çözmek hedefleniyorsa, bu konuda ÇŞB’nin sorumluluğu yoksa, neden böyle bir yönetmelik yayımlanmıştır? Bu önemli çelişkiye bakanlığın cevabı var mı?
  • Uçaklardan tazminat alınması havaalanlarının gürültüye karşı alacağı önlemler için bir maddi kaynaktır. Ve bu kaynak “öngörü” ile ortadan kaldırılmıştır.
  • Belediyeler sorumluluktan kaçmamalı ve mevzuat kapsamında ertelemelerden vazgeçilmelidir. İçişleri Bakanlığı bu konuda daha etkin hale gelmeli ve Belediyeleri teşvik etmelidir… Belediyelerde çevre birimleri kurulmalı çevre mühendisi istihdamı yapılmalı ve gürültü kirliliğinin üzerine gidilmelidir…
  • Bakanlık açıklamasında konuya değinmemiş, ancak bir kez daha vurgulayalım; AB ilerleme raporunda övgüyle bahsedilen gürültü mevzuatında bir geriye gidiş olduğu görülmektedir…

gürültü4

Bakanlık gerçekleri gizlemek yerine çözümü üretmek için iletişim kanallarını açmalıdır. Ben yaptım oldu yaklaşımı,  yazanı uygulatan değil, uygulananı yazılı hale getiren  düzenlemelerle artık  ileri gidilememektedir…

Baran Bozoğlu

Çevre Mühendisleri Odası                                                                                                                                                                      Çevre Sorunları Araştırma Merkezi Başkanı

“Gürültü Kirliliği…” üzerine bir düşünce

  1. Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın hepsini. Buna 3 gündür mahallemizde düğün yapan komşularımız da dahil.

    Böyle saçma kanun olamaz! Kaç kere polisi aradım. Karakola gittim. Zabıtayı aradım ve zabıta müdürlüğüne gittim. Sadece sesi kıstırabiliriz yaptırım yok falan dediler. Sonunda zabıta müdürü 155 i aradı. Bu esnada eşim evde. Polisin geldiğini söyledi. Etrafını satmışlar polisin, bir şeyler söylemişler falan. Sesi kapatmışlar göstermelik. Sonra polis gitmiş.

    Güvenliğimiz bu adamlara emanet işte. Bir düğünün sesini 3 gündür kıstırmayı beceremiyorlar. Kendinize çok dikkat edin. Allah’a emanet yaşıyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir